>

18 Kasım 2015

Mısır Unlu Kurabiye

Üzümlü, mısır unlu, misss gibi limon kokan ve ağızda dağılan bir kurabiye hayal edin... Ettiniz mi? :) Nursevincelezzetler blog yazarından aldığımın bu tarifi ben de tarif defterime eklemek ve paylaşmak istedim. Zira tekrar yaparım dediklerim arasında...





Malzemeler:
  • 125 gr. oda sıcaklığında tereyağı ya da margarin
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 yumurta
  • 4 yemek kaşığı tepeleme dolu pudra şekeri
  • 1 buçuk su bardağı mısır unu
  • 3- 3 .5 su bardağı un
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 tane limonun rendesi
  • 1 su bardağı çekirdeksiz kuru üzüm
 
Üzeri için; 1 su bardağı kadar pudra şekeri
 
Yapılışı:
  • Yumuşayan tereyağı/ margarin bir kaba alıp un ve üzüm hariç malzemeleri ekleyip karıştıralım.
  • Daha sonra unları ekleyip, yumuşak bir hamur elde edelim.
  • Elde ettiğimiz hamura üzümleri ekleyip, yoğuralım.
  • Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp,
  • İstediğimiz şekli verelim.
  • 180 derece fırında hafif pembeleşene kadar pişirelim.
  • Soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri serpip servis edelim.
  • Afiyet olsun!

 

9 Kasım 2015

HER YOL AFYON'A ÇIKAR DERLER...

Geçtiğimiz hafta, Cumhuriyet Bayramı ve ülkemiz için kritik bir seçim süreci dolayısıyla uzunca bir tatil yaşadık. Vatandaşlık görevimizi yapmak üzere zamanında dönme planı yaparak birçok aile gibi tatil planı yaptık ve düştük yollara…

Bu mevsimde nerede tatil yapılır diye elbette fazla düşünmeye gerek yok. En iyisi kaplıca tatili… Hem sağlık hem de dinlenmek için ideal… Yaşadığımız yere en yakın olanları ise ya Sandıklı ya Afyonkarahisar. Tercihimiz Afyonkarahisar (eski ve halk arasındaki kullanımı ile Afyon)
Her yol Afyon’a çıkar derler…
Şehirlerarası yolculuk yapan hemen herkesin bir kez de olsa yolu Afyonkarahisar’dan geçmiştir. Son yıllarda kaplıca turizmi ile hızlı gelişim sürecine girmiş, vermiş olduğu göçün durdurulması konusunda önemli merhaleler kaydeden bir yer. Ayrıca tarihimiz açısından da önemli kavşaklardan biri. Ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temeli Afyonkarahisar’da atılmış olup, tarih boyu Anadolu’nun kilit noktası olmuştur.
Eğer iki çocuk ile tatil yapmayı planlayan bir aile iseniz; yolda sık sık mola vermeniz gerekli zira çocuklar sıkılıyor, ihtiyaç molası veriliyor… Eşim ile biz bu durumdan gayet mutluyuz çünkü her mola yerinde yeni insanlar tanıyor, yeni yerler öğreniyoruz.
İlk mola yerimiz; Keçiborlu oldu. Kendi haline sakin, şehrin gürültüsü ve kalabalığından uzak bir pastaneye oturduk, soğuk havada sıcacık çaylarımızı yudumlarken, sabah haberlerini izlemeye başladık. Konuk, İlber Hoca (İlber Ortaylı) fikirlerinden istifade etmek için her fırsatta okur/ izleriz. Bardağımızdan son yudumu da içtikten sonra, yeniden düştük yollara…
Antalya’da hala bahar yaşayan bizler, iç Anadolu’ya kışın geldiğini de gördük. Her yer de keskin bir kömür kokusu vardı. Keçiborlu’da çocuklar ilk kez tren rayı gördüler ve onun üzerinden geçişimize tanık oldular.
Yolculuk sırasında keşfetmeyi seven bir aileyiz. Yolumuz ilerledikçe, Sandıklıda Yunus Emre ve hocası Tabduk Emre türbesi olduğunu öğrendik. Bu fırsat kaçmaz diyerek hemen köyün içine doğru rotamızı çevirdik.
Hotel ve havuz bizi bekleyebilirdi!
Çay Köyünde ilerledikçe insanların ne kadar samimi ve güler güzlü karşıladıklarına tanık olduk. Türbeleri ziyaret etmek istiyoruz deyince, hemen yolu tarif ve arkamızdan dua ettiler,
‘’Allah ziyaretinizi kabul etsin, kazasız belasız hayırlı yolculuklar.’’ Hiç tanımadığınız insanlardan dua almak nasıl bir manevi hazdır? Ancak; yaşayınca anlayabilirsiz… Anadolu insanımız bir başka!
Çay Köyü (Yunus Emre Mahallesi), Afyonkarahisar’a bağlı Sandıklı ilçesinde bulunuyor. Yunus Emre Türbesi veya mezarı olduğu iddia edilen bir çok yer varmış;

Bazı kaynaklara göre ve Hacı Bektaş-ı Veli Menkıbesi'ne dayanarak Aksaray ili sınırları içinde, Ortaköy ilçe merkezine 20 km mesafede Reşadiye köyündedir. Türbenin bulunduğu tepe, halk tarafından ziyaret tepesi olarak bilinmektedir. Bu türbe Aksaray - Kırşehir yolu üzerinde bulunmaktadır. (*Alıntı Vikipedia)
 Fakat Sandıklı’da olma ihtimali çok fazla deniliyor. Nedeni ise, 40 yıl hizmet ettiği hocası Tabduk Emre kabrinin Sandıklı’da olması Yunus’un da kabrinin burada olduğu gösteren bir işaret olarak algılanıyor. Yunus biz dizesinde;
 ’Ko beni yatayım, Şeyh eşiğinde, dönmesin şeyhimden yana döneyim’’ diyor.
 
Bu da mezarın Sandıklı’da olduğu ihtimalini artıyor. Çünkü hocası yani şeyhi Tabduk Emre'ye ait mezar, iki dere arasında, Çay köyün’de bulunuyor. Tabduk Emre'nin tapu kayıtlarını incelendiğinde, "Sandıklı Tapu Sicil Müdürlüğünde Tabduk Emre adına kayıtlı, Ada no:414, Parsel no:12, Kütük Sayfa no:1239, Pafta no:55, 95 metrekarelik alan" Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlı belgeyle mevcutmuş. Gittik gördük…
Yunus’un kabri nerede olursa olsun, herkesin kalbide olduğu kesin. Peki, ne kadar tanıyoruz Yunus’u? İşte orası tartışılır. Allah Onların yolundan gitmeyi nasip etsin.
 
Hocaların hocası Tabduk Emre ve Yunus Emre, türbelerinde dualar okuduk…
Bu arada kızlar da yanımızda köyü keşfetmeye başlamışlardı. Civcivleriyle geçen bir tavuk, pencereden onları izleyen bir çocuk, sokakta yapraklar ile oynayan bir başka çocuk… Şehir hayatına alışan çocuklar için inanın bu çok farklı bir tecrübe.
Türbe çıkışında tahmini 10 yaşlarında bir çocuk ile karşılaştık.
-‘’Köyümüze Hoş  geldiniz’’ dedi.
Medeni cesareti ve güler yüzü dikkatimi çekti.
-Hoş bulduk, hava çok soğuk üşümüyor musun?
-Hayır.
-Peki, bu yapraklarla ne yapacaksın?
-Koleksiyon!
-Ne harika! Biz Antalya’dan geliyoruz. Sana kurabiye versem yer misin?
-Tatlı şeylerden hoşlanmam!
-Ama bunlar tuzlu.
-Tamam, o zaman. Teşekkür ederim.
  ve ayrıldık. Kurabiyeleri yedi mii, yemedi mi bilmiyorum ama iletişim kurması çok hoşuma gitti.

 
Artık Hotele gidip dinlenme ve yemek yeme zamanı gelmişti…

Afyon’da nereleri keşfettik?
Kış tatili mi, yaz tatili mi tercih edilmeli?
Bir sonraki yazımda tüm ayrıntıları bulacaksınız. :)

25 Ekim 2015

SOĞAN DOLMASI


İnsanın diyorum, önce gönlü doymalı. Ve gönlünü doyurmayanların da sofrasına asla oturmamalı. Zengin sofralarının soğukluğu değil, sofra dediğin köyüm gibi olmalı.Buram buram doğallık ve samimiyet kokmalı..(Uğur Gökbulut)

İlk kez Finike'de tattım soğan dolmasını ve tadı damağımda kalan bir lezzet oldu. Hem görüntüsü hem de tadı ile misafir sofralarına dahi aday bir tarif. :)
 
Malzemeler:
 
●5 Adet büyük boy kuru soğan

İç malzeme için;

● 1 Su bardağı piri
● 1 Büyük boy domates
● 1 Tane kuru soğan
● 1 Yemek kaşığı biber salçası
● Karabiber, Tuz, Kimyon
● 4- 5  yemek kaşığı sıvı yağ
● Bir demet maydanoz
● Bir demet taze nane

Yapılışı:

Öncelikle iç malzeme isteğe bağlı, kavrulur ya da çiğ olarak  hazırlanır,
Soğanların kabuğu soyulur ve kaynar suda haşlanır,
Haşlanan soğanalar sarabilmek için teker teker açılır,
Soğan yapraklarının içine iç malzemeler koyulur ve sarılır.
Tencere içine sıralanır,Üzerinden yaklaşık,
1- 1.5  su bardağı su ilave edilip, pişirilir.
Sıcak olarak servis edilir.
Afiyet olsun!

22 Ekim 2015

KUŞ ÜZÜMLÜ KURABİYE

 
 
Beş çaylarının yanında çıtır çıtır bir kurabiyeye ne dersiniz?
 
Yiyenler tarafından çok beğeni alan ve mutlaka tarifi istenen bir lezzet. İtiraf etmeliyim ki önceden kurabiye tariflerini hiç tutturamaz, daha çok kek ve kekten yapılan tatlıları tercih ederdim.  Öyle bir tarifim var ki ilk kez deneyenler dahi güzel sonuç alacak.
 
O zaman istifade etmek isteyenler için tarif paylaşmak gerek...
 
 
 
Malzemeler:
  • Bolca sevgi:)
  • 1 Paket margarin ya da terayağ
  • 2 Tane yumurta (beyazı üzerine)
  • 1 Çay bardağı şeker
  • 1 Çay kaşığı tuz
  • 1 Paket kabartma tozu
  • 1 Küçük paket kuş üzümü
  • 3 Su bardağı un (kulak memesi kıvamında olacak, ayarlanabilir)
Üzeri İçin:
  • 2 Küçük paket susam
Yapılışı:
  • 2 Yumurta sarısı ve diğer tüm malzeme yumuşak bir hamur elde edinceye kadar yoğurulur.
  • Rulo yapılır.
  • İki parmak aralık olacak şekilde kesilir.
  • Önce yumurta akınına daha sonra susuma bulanır.
  • 180 derecede kızarana kadar pişirilir. (Derece ayarları her fırında farklı olabilir)
  • Afiyet olsun!
 
Tam tutan UN KURABİYESİ tarifime bakmak için linke tıklamanız yeterli.

Çocuğum Teknolojiden Geri Mi Kalsın?

Avrupa ülkelerine göre kıyaslama yapıldığında, ülke olarak kendimizde şans gördüğümüz konulardan biri de genç nüfus oranımızın fazlası olması ancak Türkiye istatistik Kurumu verilerine göre; ’’ 8 yıllık bir gelecek içerisinde doğuşta beklenen ömrün uzaması ve toplam doğurganlık hızındaki azalış nedeniyle gittikçe yaşlanan bir nüfusa sahip olacak.’’ İşte bundan dolayı fazla çocuk yapılması tavsiye ediliyor.
 
Peki gençler gerek okulda, gerekse ebeveynleri tarafından iyi bir gelecek için yetiştiriliyor mu?
Çok sık olmasa da zaman zaman toplu taşıma araçlarını kullanıyor ve belki de gözlem yapılabilecek en uygun yerde oluyorum. 
 
Geçen günlerde yanımda 2.5 yaşındaki kızımla, işlerim gereği trafik açısından epey yoğun olduğu ve çoğunluğu öğrencilerden oluşan bir otobüsü kullanmak zorunda kaldım.
Hatırlıyorum da bizlere evde, okulda öğretilen görgü kurallarının başında; hamilelere, yaşlılara, engellilere ve çocuklu kadınlara yer verilmesi gerektiği öğretilirdi. Sahi artık öğretilmiyor mu?Gördüm ki gençler bundan bihaber! Ellerinde akıllı telefonları, tabir-i caizse içine gömülmüşler.
Acaba bu saatte (08:00) ne olabilirdi akıllı telefondan takip edecekleri?
Öyle ya önemliydi,  fotoğraflarını kaç kişi beğendi, kim ne paylaştı, kaç kişi takibe aldı ya da kaç kişi takipten çıktı...
Kızımla birlikte yaklaşık 20 dakika ayakta bekledik, kimse ne etrafına baktı ne de akıllı telefonunda başını kaldırdı. Kendi adıma üzüldüm, onlara ise acıdım.
Zira sorsanız, ne ülkeden haberleri vardır, ne de ülke geleceğinin onların elinde olduğundan!
Teknoloji bilgiye her yerde ulaşmamızı mümkün kılıyor olsa da insan ilişkilerimizi, örf adetlerimizi yakından sarstığı ortada. Artık hepimizin elinde sözüm ona akıllı bir cihaz.  Özellikle biz annelerin daha dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bazı ebeveynlerin ‘’Çocuğum teknolojiden geri mi kalsın?’’ dediklerini duyar gibiyim.
 
Elbette kalmasın ama kontörlü kullandıralım.  Lütfen, henüz 5- 6 yaşında olan bir çocuğa kendine özel tablet, akıllı telefon vs. almayalım.  Bu yaş grubunda bunu öğretemezsek, sonra verdiğim örnekteki gibi bencil bir gençlik yetişmesine sebep olacağız.

19 Ekim 2015

Cepli Poğaça


Tecrübe ile sabitlediğim mayalı bir hamur tarifim var ki mayalı bir tarif yapacaksam, kesinlikle bu tarifi kullanıyorum. Ve deneyen ve tadan herkesten tam not alıyor.

Yumuşak, pastane poğaçalarına benzeyen bir tat. Şekil değişebilir fakat hamur sabit. İşte bu da yıllardır kullandığım tarif ile cepli poğaça...

Malzemeler:
● 1 Su bardağı ılık su
● 1 Su bardağı ılık süt
● 1 Su bardağı sıvı yağ
● 2 yemek kaşığı instant maya
● 1 Tatlı kaşığı tuz
● 1 Tatlı kaşığı şeker
● 2 Tane yumurta (1 yumurta sarısı üzerine)
Yumuşak bir hamur elde edene kadar EGEM UN

Yapılışı:

● Tüm malzeme karıştırılır, yumuşak bir hamur elde edilir.
● Bir süre hamur dinlendirilir.
● Portakal büyüklüğünde parçalar koparılır.
● El yardımıyla küçük servis tabağı büyüklüğünde açılır.
● Oda ısısındaki terayağ ile yağlanır.
● İkiye katlanır, yeniden yağlanır.
● Ve dört'e katlanır.
● Tepside yarım saat dinlendirilir.
● 200 derece fırında kızarana kadar pişirilir.
● Soğuduktan sonra araları açılır ve damak tadınıza göre peynir, domates, salatalık, maydanoz... ile servis edilir.

Sırası ile yapım aşaması;


17 Ekim 2015

Panda Muffin

 
Çocuklar gülsün, mutlu olsun diye pastalar üzerinde biraz değişiklik yapmak iyidir. Başta klasik bir top kek için bir anda panda şeklini aldı. Nasıl mı?

Malzemeler:
  • 2 Tane yumurta
  • 1 Su bardağı şeker
  • 1 Su bardağı süt
  • 1 Su bardağından az sıvı yağ
  • 2 Su bardağı un
  • 1 Paket kabartma tozu
  • 1 Paket vanilin
  • 1 Küçük paket kakao

Üzeri için;
  • Yarım paket kremşanti
  • 1 Çay bardağı süt
  • Yarım kase Hindistan cevizi
  • Süslemek için bir kaç damla çikolata

Yapılışı:
  • Tüm malzemeler karıştırılır ve bir kek hamuru elde edilir.
  • Muffin kalıplarında kek pişirilir.
  • Soğuduktan sonra kremşanti sürülür
  • Hindistan cevizine batılır.
  • Panda şekli verilir.
Çocuklar çok eğleniyor. Birlikte de yapabileceğiniz bir aktivite olduğunu söylememe gerek yok sanırım....

16 Ekim 2015

Çocuklara Diş Fırçalama Alışkanlığı Nasıl Kazandırlır?

Anne olacağını ilk öğrendiğin andan itibaren, bebeğini koruma iç güdüsü hemen kendini göstermeye başlıyor. Her baktığın yerde bebek ve çocuk görüyorsun. Zaman ilerledikçe heyacan sarıyor, meraklanıyor, neler yapacağını  ve yapman gerektiğini düşünmeye başlıyorsun.

Dünyaya merhaba der demez de bebekli ve sonrasında çocuklu yıllar...

Gerek bebek ve çocuk bakımıyla ilgili kitaplar, gerekse görsel ya da yazılı medyada bilimsel yayınları takip ediyor ve sana uyan kısımları bebeğinde, çocuğunda uygulamak istiyorsun.
 
Nasıl beslerim?

Uyku düzeni nasıl olur?

Hangi ayda nasıl gelişirler?


....derken bir de bakıyorsun ki diş fırçalama yaşına gelmiş bir çocuğa sahipsiniz. Benim aklımda kaldığı kadarıyla uzmanlar, bebeklerin dişleri ilk çıkmaya başladığı andan itibaren anne babaların temizlemeye başlamasını (Diş macunu ve fırçasız :) ) öneriyor. Tabi bu her zaman mümkün olmuyor.
 
Benim kendi izlenimlerinden öğrendiğim şu:

Yaklaşık 2 ya da 3 yaşına gelen çocuğunuzun yanında, dişlerinizi fırçalamanız. Bilirsiniz, çocukların en iyi yaptıkları şeylerden biri  taklit etmektir. İzliyor, izliyor, izliyor ve bir süre sonra kullanmak üzere kaydediyor.... Ve  bir süre sonra kendisi de diş fırçalama eylemine katılmak istiyor.

İşte burada ilk yapmanız gereken şeyler; 
  1. Yaş grubuna uygun yumuşak bir diş fırçası
  2. Bir de güvendiğiniz markadan çocuklar için özel bir diş macunu almak.
İlk başlarda anne ve babalar için çok  kolay olmasa da her şey onlar için... Sizce de değmez mi?

Ağız ve diş sağlığı çok önemli. Bunu küçük yaşda alışkanlık haline getirmek daha da önemli. En azından başlangıçta haftada 2 ya da 3 kez, akşam yemekten sonra 1 kez fırçalamanızı öneririm. Zaman içerisinde alışkanlık kazanan çocuk, yaşının da ilerlemesiyle belli rutinde kendi işini kendisi yapıyor olacaktır.

Emin olun birlikte diş fırçalamak zamanla eğlenceli hale gelecek... :) Tecrübeyle sabit!

15 Ekim 2015

Gonca Gül Böreği



Yufka ile hazırlanabilecek bir çok börek çeşidi var. Gül böreği bir çoğumuzun evinde sık sık yaptığımız börekler arasında.

Peki hiç şekil değiştirmeyi düşündünüz mü? Sevdiklerinizi şaşırmanın yolunu mu arıyorsunuz?

Buyun tarife...

Gonca Gül Böreği

Malzemeler:
  • 3 Adet yufka (Taze olmalı ki rahat sarılabilsin)
  • 100-150 gram kadar lor peyniri
  • Bir Tutam maydanoz
  • Bir Miktar sulu yoğurt
  • Bir kaşık sıvı yağ
  • 1 Yumurta sarısı (üzeri için)
  • Tuz
  • İsteğe bağlı karabiber
Sos İçin:
  • Sulu yoğurt ve yağ ile bir karışım hazırlanır.
Yapılışı:
  • Bir yufka açılır ve dört eşit parçaya bölünür.
  • Her bir üçgen parçaya sos sürülür.
  • Yufka ortadan büzülür.
  • Büzülen kısma iç malzemesi konulur.
  • Üzeri kapatılıp ters çevrilir.
  • Ve gonca güller oluşur.
  • Yumurta sarısı sürülür.
  • 200 derece fırında kızarana kadar pişirilir.
Sıra numarası ile nasıl seçil verildiğini inceleyebilirsiniz;


Kahvaltılar için yapabileceğiniz AÇMA tarifi için; AÇMA TARİFİ

12 Ekim 2015

YENİLENEREK GELİYORUM...


Yaklaşık 6 yıldır kullandığım blog ismim Hanhildem yerine yeni ismim (Mucit Anne) olarak yenilenerek geliyorum...

Neden böyle bir şeye karar verdim?

Neler olacak?

Pek yakında paylaşacağım....

ANTALYA BLOG YAZARLARI YAZA VEDA ETTİ

Çok değil bir kaç ay önce, Antalya'da yaşayan blog yazarı arkadaşlarımla, ''Yaza Merhaba'' demiştik.

2 Ekim Cuma günü ise, Yaz'dan kalma bir günde ''Yaza Veda'' etkinliği gerçekleştirdik. Ve etkinliğimizde biz blog yazarlarına destek veren sponsor markalarımız da vardı.

Bu güzel günün detaylarını okumaya ne dersiniz?

Öncelikle ev sahibi mekanımızdan bahsetmek isterim,

Antalya'nın en güzel manzarasına sahip hotellerden, ulaşımı oldukça kolay, kaliteli ve güler yüzlü personeli olan Akra Barut Hotel'de bir araya geldik.


Bizler için hazırlanan, deniz manzaralı toplantı salonunda birer ikişer yerlerimizi aldık.


Blog yazarlarının bir kez daha yanında olan DetayDiamond’un bu kez bir de sürprizi vardı. Ünlü Mutfak Şefi Özlem Mekik ile bir araya gelmemizi, işin erbabından blog yazarlığı ve mutfak hakkında tüyolar almamızı sağladı.


Toplantımızda sponsor firmalardan gelen yetkililer, ürünleri ve kullanım alanları hakkında bilgiler verdiler. Sonrasında sohbetimiz ikramlar ve kahve kokusu ile devam etti...

Akdeniz Dondurma KepezBy TriliçeBir Kase LezzetTatlimoTahino... pastaları ile, ağzımızı tatlandıran lezzetler oldular. 

Peki, kullanıp yorumlamamız için hangi markalar, nasıl destek verdiler?


Antalya Blog Yazarları ilk sponsorlu buluşmasından (2013) bu güne blogger dostu Orkide Hareketi her kesime hitap edebilecek bir bakım seti ve İkbal Gürpınar'ın ''Elbet Bir Gün'' isimli kitabı göndermiş;


Saçları güneş görmeyen bayanlar için özel olarak üretilen Lesoleil Shampoo, Keçi Sütünden yapılmış ürünleri ile Ziaja, güzelliğimize katkı sağlayacak Epiladerma ve Leyla İnanır ...



Gezelim görelim, tadalım diye... Lezzeti ustası Dönerci Hakkı BabaKelebek ParkYörük Parkı, Portakal Cafe...


Kırk yıl analım ve evimiz kahve koksun diye Osmanlı Kahvecisi; Kış’ın soğuk günler için, Doğadan Çay;


Ailece eğlenebilmemiz için; Forfun


Lezzete bakalım diye, Pakmaya;


Evim de bir kez daha kullanmaktan mutlu olduğum Egem Un,

Tane tane pilavlar yapalım diye Helasa Bakliyat,

Rekli kek kalıpları ile sıradanlıktan sıkılanlar için Er Kap;



Organik ürünleri ile Güzel GıdaYörük Ali Reçelleri ve Organik Bakkal;


Gurme lezzetler ile fark yaratan, Nefis Gurme;


Tuz alışkanlığını değiştirecek Sıvı Tuz; Farkı lezzetler ve kişisel bakım ürünleriyle Dost Aktar; Baharatlarıyla Çelik Baharat; Salatalarımızda lezzet katacak nar ekşisi ile Güzel Köyden; Çay/Kahve tabağı, Deko Tasarım; Çini ile soframıza güzellik katacak, Resul Çini...

Etkinliğimize renk katan, Sera ÇiçekçilikAçelya Çiçekçilik 

Ve son olarak, Matbaa işlerimiz için Özge Ofset;



Keyifli bir etkinlik daha bitti. Bir araya gelmemizi sağlayan ve organizasyonu üstlenen, emekleri bol değerli Mutlu Badem'e, keyifli sohbetler yaptığımız blog yazarı arkadaşlarıma ve etkinliğimize katkı sağlamalarına vesile olduğumuz cömert sponsorlarımıza sonsuz teşekkürler...

Hem Antalya'yı hem de Antalya Blog yazarları'nı duyurabilmek adına, her geçen gün daha da büyüyor, güzel işlerin altına imzamızı atıyoruz/ atacağız... 

Bizleri izlemeye devam edin derim. :)

Basında Biz;



Sevgiyle, daha nice etkinliklere...

20 Eylül 2015

TUZLU KEK



Yaz bitmiyor/ bitsin derken, Antalya bugüne yağmur ile uyandı. Tabir-i caizse taşın, toprağın yüzü güldü...  Sabah kalkıp deniz kokusu ile yüzme planlanımız iptal olunca, toprak kokusuyla Toroslara karşı kahvaltı yaptık.

Evdeki malzemelerle ve damak tadınıza bağlı olarak çeşitlendirebileceğiniz tuzlu kek tarifim;

Malzemeler:
  • 2 Yumurta
  • 1 Su bardağından biraz eksik sıvı yağ
  • 1 Su bardağı süt
  • 3-4  Adet patates
  • 2-3 Salam
  • Bir parça kaşar peyniri
  • 2 Su bardağı un
  • 1 Paket Kabartmatozu
  • Maydanoz
  • Dere otu
  • 1 Tatlı kaşığı tuz
Yapılışı:
  • Yumurta çırpılır,
  • Sırasıyla sıvı malzemeler eklenir,
  • Çiğ olarak patatesler küp küp doğranır,
  • Kaşar peyniri küp küp doğranır,
  • Salam küp küp doğranır,
  • Un, tuz, kabartma tozu eklenir,
  • Dereotu, maydanoz da minik minik doğranıp, ilave edilir ve bir kaşık yardımıyla karıştırılır.
  • Yağlanmış tepsiye dökülür.
  • 180 derece fırında, 30-40 dakika pişirilir.
  • (Kürdan testi yapabilirsiniz)
  • Çok kabarmayan, lezzetli bir tuzlu kek.
  • Afiyet olsun!

3 Eylül 2015

Un Kurabiyesi

 
 
Anne eli değmiş un kurabiyesi yapmaya ne dersiniz? 5 dakikada hazırlanıp, 10- 15 dakika da pişen bu kurabiyeyi denemeyen kalmasın :)

Malzemeler:
  • 1 Yumurta
  • 1 Çay bardağı sıvı yağ
  • 1 Paket margarin
  • 2.5 Çay bardağı pudra şekeri
  • 1 Paket kabartma tozu
  • 1 Paket vanilya
  • Un
Yapılışı:

Tüm malzemeler karıştırılıp, yumuşak bir hamur elde edilir ve şekil verilir. 180 derece fırında hafif pembeleşene kadar pişirilir. Soğuduktan sonra pudra şekeri serpilir.  Afiyetle yenir. :)

11 Haziran 2015

Merhaba ''Yaz'' Elveda ''Bez''

 
 
Bundan tam 15 gün önce tuvalet eğitimine başlamıştık. İkinci çocuk olduğu için daha kolay öğreneceğini düşünmüştüm fakat hiç öyle olmadı! Şu günlerde başarılı sonuca ulaştık diyebilirim...  Diyebilirim, diyorum çünkü hala emin olamıyorum.
 
Neden mi?
  • Canı isterse, aklına gelirse söylüyor,
  • Ben sık sık sorarsam var diyor,
  • Kimi zaman çişini söylüyor, kakasını söylememeyi tercih ediyor.
  • Şimdiye kadar kaç kilot attım saymadım.
 
Eskiden ne kadar zormuş bezleri yıkamak. Canım annemi bir kez daha anladım. Ben şimdi işin kolayına kaçıyorum ama kimi zaman yıkanabilecek boyutta olmuyor :( Çok fazla ısrarcı olmuyorum çünkü çevremde çocuklarına bu dönemde kızan ve sonra çok pişman olan ebeveynler tanıdım.
 
Neler yaşamadık ki 15 günde...
 
Dün çamaşır asmak için balkondaydım ve içeriden bir ses geldi.
 
-Anneeee çişim var!
 
Harika, hemen elimdeki çamaşırı sepete attım koşturdum içeri, bizim minik kızımız banyoya girmiş...
 
- Bıcı bıcı yapcam...
 
''Çiş var demiştin'' dememe kalmadı altına kaka yaptığını fark ettim. Uyanık o yüzden bıcı bıcı yapacağım diyor. :)
 
Neyse... yıkayıp uyuttum. Ama ''Bir daha söyle, bak kilot kaka olmuş'' dedim ve gösterdim. Bugün ise tuvalete yaptı ve çok sevindi. :)
 
Ayrıca geceleri kesinlikle bağlamamaya devam. Gece ve gündüzü bir arada öğretiyor, yatak koruyucu sermeyi ihmal etmiyorum. Gariptir ki gündüz söylemiyor fakat geceleri de altını ıslatmıyor. MaşAllah! İşte en çok sevindiğim kısım. Umarım bu şekilde devem ederiz...Sabah uyanır uyanmaz tuvalete götürüyorum. Onu da alışkanlık haline getirdik.
 
Genel anlamda inanılmaz rahatladık. Bez masrafından kurtulduk, çocuğumuz öz güven kazandı, özgürleşti, giydikleri daha çok yakışmaya başladı. Gözümde bir yaş birden büyüdü sanki...
 
Ben ise elimde koca bir çanta tanımaktan kurtuldum.
 
Tavsiyelerim Neler Mi?
  • Sık sık sorun,
  • Hiç bir şekilde kötü tepki vermeyin,
  • Her çocuk farklı oluyor karşılaştırmayın,
  • İlk üç günden sonra geceleri asla bağlamayın,
  • Alıştırma kilotu hiç bir işe yaramıyor ben ilk kızımda da ikinci kızımda da kullanamadım,
  • Lazımlıkta, dışarda her türlü ortamda yapabilmesi için teşvik edin,
  • Çişini söylediği zaman alkışlayın, ödüllendirin.
  • Teşekkür edin. Çok ciddiyim...
 Diğer maceralarımızı okumak için:
 
 
 
 
 
Merhaba ''Yaz'' Elveda ''Bez''
 
Sorusu olanlar cevaplayabilirim :)
 

5 Haziran 2015

"Kukilerin beklediği buymuş!"

Hanımlar merhaba... 


Duydunuz değil mi? Pakmaya yine güzel bir yenilik yaptı: Başka kimsede olmayan kurabiye çikolataları çıkardı... Şöyle anlatayım: Bilirsiniz, kuki tariflerinin vazgeçilmezi kurabiye çikolatasıdır. Yurt dışında yapılan kukilere hep özendim, ben de minicik çikolatalar ile yapmaya çalıştım ama istediğim gibi olmadı... Bu yakınlarda karşıma Pakmaya’nın iri iri parçalı kurabiye çikolataları çıkmasın mı? Enfes kukiler yapmaya başladım. Kocaman parçalı, sütlü ya da bitter... Kukilerin beklediği buymuş! Benim de...


Pakmaya, her ihtiyaca cevap veren çok çeşitli ürünleri yanı sıra harika tarifleriyle de benim lezzet yardımcım. www.mutfaginyildizi.com’da birbirinden nefis tarifleri siz de çok seveceksiniz.


Önerim, www.mutfaginyildizi.com’a bakmadan mutfağa girmeyin...



 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

4 Haziran 2015

Çörek Otlu Mini Kurabiye!

 
Uzun zamandır aklımda olan fakat bir türlü fırsat bulup yayınlayamadığım bir tarifim var. Bir çok yer de adı bit kurabiye olarak geçiyor. Fakat ben ismi hiç sevmedim. O yüzden mini mini kurabiye demek istiyorum.
 
Çok pratik, çıtır ve lezzetli. Tek kötü tarafı minik yapıldığı için kaç tane yediğinizi sayamamak ve sürekli yemek istemek.
 
Malzemeler:
  • 125 gr oda sıcaklığında margarin ya da terayağ
  • 1 Tane yumurta (Akı hamura, sarısı üzerine)
  • Yarım su bardağı sıvıyağ
  • 2 Yemek kaşığı çörek otu
  • 1 Yemek kaşığı pudra şekeri
  • 1 Tatlı kaşığı tuz
  • 1 Tatlı kaşığı mahlep
  • Yarım Türk kahve fincanı sirke
  • 1 Paket kabartma tozu
  • Aldığı kadar un
Yapılışı:
  • Yumurta sarısı başka bir kaba ayrılıp,
  • Tüm malzemeler sırasıyla eklenir,
  • Yumuşak bir hamur elde ettikten sonra,
  • Minik parçalar koparılır.
  • Üzerine yumurta sarısı sürülür.
  • Kızarana kadar pişirilir.
Afiye olsun!

Tuvalet Eğitiminde 9.Gün Ve Bir Öneri!


Dokuz günde epey yol aldığımızı söyleyebilirim. Artık çişinin tuvalete yapılacağını biliyor fakat zamanlama problemi yaşıyoruz. Son dakikaya kadar tutuyor sonrası maluum! Çiş/ kaka ne varsa...  Peşinde sürekli takip edersem problem yaşamıyoruz.

Altına kaçırdığı zaman öyle tatlı ki...

-''Anne yanlış yaptım''
-''Bir daha yapma tamam mı? Anneee çişim var'' diye söyle , ben gelirim.
-''Mamam Anne''

Bu arada diyaloglarımızdan anlaşılacağı üzerine dil gelişimimiz epey ilerlemiş durumda.

Park vb. açık alanlar hariç,  dışarı elimden geldiğince çıkmamaya çalışıyorum. Çıkarsam da her şeyi göze alıp altını kesinlikle bağlamıyorum.

Dün bir kaç eksik almak için markete gittik. Marketin için de dolaşırken, çocuk bezi görmüş ve hemen bana gösterdi.

-''Attık attık... alma anne''

Bu arada biz ilk kızımda olduğu gibi yine Pepe'nin şarkısından yararlanıyoruz.

Çişimiz tuvalete
Kakamız tuvalete
Artık yapmayacağız altımızdaki beze
Bezleri attık
Kilotlar giydik
Artık hepimiz de çişimizi öğrendik.

Biz çok faydasını gördük bu şarkının. Unutmayalım, çocuklar oyun ile öğrenirler :)
Bunun yanında zaman zaman yanlış alarmlarımız da oluyor.

-''Anne çişim geldi''
Hemen koşuyoruz. Bir süre lazımlıkta oturuyor.
-''Anne bitti''

Ama biten bir şey olmuyor. :)  Bunlar sevindirici gelişmeler. Israr etmeye gerek yok.
Umarım bu haftanın sonunda biraz daha ilerleriz..

Ayrıca bir de kitap önermek isterim;

Tuvalet Eğitiminden, Emzik Bırakmaya, Geç Konuşmadan, Çocuklarda İnatçılığa.... bir çok konu hakkında bilgi ve örnekler bulabilirsiniz. Tam bir başucu kitabı :)

3 Haziran 2015

CALIFORNIA CEVİZ KOMİSYONU ANTALYA BLOGGER ETKİNLİĞİ

28 Mayıs Perşembe, Antalya'da yaşayan  Blogger'lar olarak, California Ceviz Komisyonu tarafından hazırlanan muhteşem bir etkinlik için Hotel Su'da bir araya geldik.


Tüketici olarak ne yediğimizi ve ne satın aldığımızı bilmek isteriz ve bu en doğal hakkımızdır. California cevizi, dünyanın en kaliteli cevizi olarak tanınmaktaymış. İşte bu ekip, tüm sorulara cevap vermek için kapılarını sonuna kadar açıyor.

 
California Ceviz Komisyonu Kimdir?
 
California Eyaleti’nde yetiştiricileri ve işleme tesislerini ihracat piyasası geliştirme faaliyetlerinde temsil etmek ve sağlık araştırmaları gerçekleştirmek üzere 1987 yılında kurulmuştur.
 
Cevizin Faydaları Nelerdir?


 
Sağlıklı bir yaşam için, beslenme düzenini daha iyi hale getirmenin en kolay yollarından biri, her gün bir avuç ceviz yemektir.  Cevizle zenginleştirilmiş beslenme düzenlerinin kolesterolü düşürdüğü, kan basıncını düşürme, diyabet kontrolünü iyileştirme ve kilo yönetimini destekleme gibi faydalarının olduğu söylenmekte.

Kansere Karşı: Ceviz

Vücudun ihtiyaç duyduğu bitki temelli bir omega-3 yağ asidi olan alfa-linolenik asit (ALA) içeriği en yüksek olan ceviz, eşsiz bir konuma sahiptir.  

Cevizde bulunan ALA, fitosteroller, E vitamini ve melatonin, araştırmacıları hayvanlar üzerinde bir pilot araştırma yapmaya götürmüştür.

Nutrition and Cancer (Beslenme ve Kanser) yayınında yer alan çalışmada, ceviz tüketiminin, farelere yerleştirilen insan meme kanseri tümörlerinin (MDA-MB 231) büyümesini etkileyip etkilemeyeceği incelenmiştir.

İletişime geçmek, etkinliklerinden haberdar olmak  ve ayrıntılı bilgi için; http://www.californiawalnut.com.tr/ web sitelerini ziyaret edebilirsiniz.

Karşılıklı soru cevap şekilde devam eden toplantımız sonrası, Su Hotel Execute Şefi Hüseyin Özdolanbay ile mutfağa girip cevizli lezzetler hazırladık.

 
 
Hareketli ve keyifli günün sonuna yaklaşırken, karnımız da iyice acıkmıştı. Blogger arkadaşlarımla, bizler için hazırlanan öyle yemeğinde günün değerlendirmesini yaparak keyifli sohbetler gerçekleştirdik.


Komisyon tarafından ilk dakikalardan itibaren çok güzel ağırlandık. Güler yüzlü, samimi ve bizleri özel hissettiren bir ortamdı.

Tüm organizasyon için California Walnuts Commission  Firma yetkillerine, PROMEDİA  Yetkililerine davetleri ve Antalya'da yaşayan bloggerlar olarak bizleri bir araya getiren sevgili arkadaşım Demlenmiş Yaşam Öyküleri'ne yakın ilgilerinden dolayı çok teşekkür ederim.

Başka bir etkinlikte bir arada olmak umuduyla...

Bizleri izlemeye devam edin....